vanvan haberötvdövizakpchpmhphdptuşbaipekyolubüyükşehirvan gölübisiklet
DOLAR
13,6168
EURO
15,4298
ALTIN
779,18
BIST
1.810
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Van
Yağışlı
11°C
Van
11°C
Yağışlı
Perşembe Kar Yağışlı
4°C
Cuma Parçalı Bulutlu
7°C
Cumartesi Az Bulutlu
8°C
Pazar Çok Bulutlu
8°C

Vücudu fabrika ayarlarına sıfırlayan virüs! Ve bu hiç iyi bir şey değil…

Vücudu fabrika ayarlarına sıfırlayan virüs! Ve bu hiç iyi bir şey değil…
REKLAM ALANI

Vücudu fabrika ayarlarına sıfırlayan virüs! Ve bu hiç iyi bir şey değil…

class=”medyanet-inline-adv”>

Takvimler 15 Kasım 2019’u gösteriyordu. Pasifik Okyanusu’nda bulunan Samoa Adaları’na bağlı Upolu’da oldukça sıra dışı bir olay yaşanıyordu. Hükümet yetkilileri büyük bir telaş içinde toplandı. Toplantının gündemi oldukça acil bir kamu sağlığı kriziydi. Nitekim o akşam derhal yürürlüğe girecek şekilde bir olağanüstü hâl ilan edildi.

Aslında her şey üç ay önce başlamıştı. Yeni Zelanda uçağından inen bir vatandaşın vücudunda kırmızı-kahverengi kabarcıklar ortaya çıktı. O sırada Yeni Zelanda’da bir kızamık salgını yaşanıyordu. Söz konusu vatandaşa “şüpheli” vaka teşhisi kondu ama başka bir işlem yapılmadı.

2 Ekim itibarıyla yedi kızamık vakası daha ortaya çıktı. Virüsün yayılması için en müsait ortam olan okullar kapatılmadı. Sadece ödül törenleri yasaklandı ve birçokları salgını göz ardı etmeye devam etti. Ancak sadece bir ay içinde salgın endişe verici boyutlara ulaştı. Adanın 197 bin kişilik nüfusunun 716’sında kızamık tespit edildi.

Vücudu fabrika ayarlarına sıfırlayan virüs Ve bu hiç iyi bir şey değil...

Upolu, To Sua isimli bu doğal havuzuyla ünlüclass=”medyanet-inline-adv”>

DOKTORLAR KIRMIZI BAYRAKLI EVLERİ DOLAŞIP AŞI YAPIYORDU

Bu noktada ilan edilen olağanüstü hâlle, salgını önleme çabaları bir anda hızlandı. Okullar ve iş yerleri kapatıldı. Çalışanlar ofisleri boşalttı. Vatandaşlara evlerinden çıkmamaları tavsiye edildi. Orta Çağ’da vebalıların evlerinin kapılarına konan kırmızı çarpıları hatırlatacak biçimde, aşısız ailelerin kapılarının önüne kırmızı bayraklar çekildi. Böylece doktorlar kapı kapı dolaşıp zorunlu aşıları ihtiyacı olanlara uygulayabiliyordu. Bunun dışında Samoa, bomboş yolları ve iptal edilen uçuşlarıyla bir hayalet adaya dönüşmüştü.

Neyse ki vaka sayılar inişe geçti ve 28 Aralık 2019 günü olağanüstü hâl sona erdi. Toplada 5667 kişi enfekte olmuştu. 15 yaş altı nüfusta vakaların oranı yüzde 8’di. Hastalardan 81’i yaşamlarını yitirdi. Bunlar arasında aynı aileden üç çocuk bulunuyordu.

Salgın sona ermişti ama virüsün işi henüz bitmemiş, vereceği zararın daha sonu gelmemişti. Sırada “bağışıklık amnezisi” vardı.

Hem dünyada hem de ülkemizde, son yıllarda yaygınlaşmakta olan ve Covid-19 aşıları üzerinde yaşanan tartışmalarla körüklenen aşı karşıtlığı ve kararsızlığı, kızamık vakalarının da yeniden hortlamasına neden oluyor. Son olarak iki hafta kadar önce Dünya Sağlık Örgütü ve ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri iş birliğiyle 2020’nin yayımlanan bir rapor, 2020 yılında yaşanan durumun vahametini gözler önüne serdi. Covid-19 nedeniyle rutin sağlık hizmetlerinin sekteye uğramasının da bu tabloda etkili olduğu belirtilen raporda, 22 milyon bebeğe birinci doz kızamık aşısının uygulanmadığı ve bunun son 20 yılda en yüksek rakam olduğu kaydedildi. Kızamık vaka takibinin de iyice azaldığına işaret edilen raporda, 26 ülkede ciddi kızamık salgınlarının ortaya çıktığı ve 2020’deki kızamık vakalarının yüzde 84’ünü bu yeni salgınların oluşturduğu bilgisi paylaşıldı.

BİNLERCE YILDIR YAŞANIYOR AMA ANCAK 2012’DE KEŞFEDİLEBİLDİ

Amnezi halk arasında bellek yitimi ya da hafıza kaybı olarak adlandırdığımız durumun tıp dilindeki adı. Bağışıklık amnezisi ise binlerce yıldır insanlığı etkileyen ama ancak 2012 yılında keşfedilebilmiş bir olgu.

class=”medyanet-inline-adv”>

Özetle, kızamık geçiren kişilerde, bağışıklık sistemi sıfırlanıyor. Kişinin yaşı ne olursa olsun o ana kadar geçirmiş olduğu her türlü grip, soğuk algınlığı, çevre koşullarında maruz kaldığı her türlü bakteri ya da virüs ve olduğu tüm aşılar neredeyse tamamen silinip gidiyor.

Üstelik bu durumun geri dönüşü de yok. Kızamığı atlatan kişilerin bedenleri, neyin faydalı neyin zararlı olduğunu sıfırdan öğrenmek zorunda kalıyor.

Vücudu fabrika ayarlarına sıfırlayan virüs Ve bu hiç iyi bir şey değil...

FABRİKA AYARLARINA GERİ DÖNÜYOR

Kanada’da bulunan Western Üniversitesi’nden immünoloji profesörü Mansour Haeryfar, bu durumu BBC Future’a, “Bir şekilde kızamık virüsünün enfeksiyonu bağışıklık sistemini fabrika ayarlarına sıfırlıyor. Kişi geçmişte hiçbir mikropla karşılaşmamış gibi oluyor” sözleriyle özetledi.

class=”medyanet-inline-adv”>

Peki kızamık virüsü bunu nasıl başarıyor? Bağışıklık yokluğu ne kadar süre devam ediyor? Ve daha da önemlisi yetkililerin Covid-19 pandemisi nedeniyle kızamık aşılarında aksamalar yaşandığı ve salgının kapıda olduğuna dair peş peşe uyarılarda bulunduğu bugünlerde ne derece korkmalıyız?

Bu sorulara yanıt vermek için önce kızamık virüsünü daha iyi tanımak gerek.

Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı’nın ‘2019 Sağlık İstatistik Yıllığı’na baktığımızda da endişe verici bir tablo karşımıza çıkıyor: Kızamık vaka sayısı giderek yükseliyor. 2018 yılında 412’si yerli, 304’ü yabancı toplam 716 olan vaka sayısı 2019’da 2905 oldu. 2007 ile 2011 arasında dünya çapında yürütülen aşılama kampanyalarıyla yıllık kızamık vaka sayısı 4-7 aralığına kadar düşürülmüş, 2013’teki küresel salgından sonra ise yıllık 7 binin üzerine çıkmıştı.

KIZAMIK GEÇİRMEYEN İNSAN YOK GİBİYDİ

Dünya üzerinde bilinen en eski solunum virüslerinden biri olan kızamık, aerosoller ve damlacıklar yoluyla bulaşıyor. İlk olarak 2500 yıl kadar önce sığırlardan insanlara geçtiği tahmin edilen kızamık, daha sonra kalabalık şehirlerde hızla yayıldı.

class=”medyanet-inline-adv”>

Eski çağlarda kızamık çocuklar için özellikle hayatlarının ilk birkaç yılında kaçınılmaz bir hastalıktı. 15 yaşına gelip de kızamık geçirmemiş kimse neredeyse yoktu. Avrupalı koloniciler Atlas Okyanusu’nu ilk kez geçip Amerika kıtasına vardıklarında yanlarında götürdükleri şeylerden biri de virüslerdi. Çiçek, tifo ve kızamık gibi bu virüsler nedeniyle, bir asırda kıtanın yerli halklarının yüzde 90’ı silinip gitti.

Kızamık virüsü ilk kez 1954’te Thomas Peebles tarafından izole edildi. İlk aşı denemeleri de 1958’de başladı. 1963’te aşının lisansı alındı. Bugün kullanılan KKK (kızamık-kızamıkçık-kabakulak) kombinasyonu aşılar ise ilk olarak 1971’de geliştirildi.

class=”medyanet-inline-adv”>

Vücudu fabrika ayarlarına sıfırlayan virüs Ve bu hiç iyi bir şey değil...

KIZAMIK GEÇİRENLER DİĞER HASTALIKLARA DAHA KOLAY YAKALANIYOR

Bilim insanları kızamık geçirip iyileşmiş çocukların sonraki dönemde başka hastalıklara yakalanma ve bu hastalıklar nedeniyle ölme ihtimallerinin daha yüksek olduğunu çok uzun zamandır biliyordu. Hatta 1995 yılında yapılan bir araştırmada, kızamığa karşı aşılanmanın sonraki yıllarda ölüm riskini yüzde 30 ila 86 azalttığına dair önemli sonuçlar elde edildi.

Ne var ki kızamığın neden diğer çocukluk hastalıklarını bu kadar güçlü bir biçimde tetiklediği bilinmiyordu.

Ta ki 2002’de Japon bilim insanlarının gerçekleştirdiği bir keşfe kadar. O güne kadar kızamık virüsünün vücuda girmesini sağlayan reseptörün, bir solunum virüsünden bekleneceği üzere akciğere değil, bağışıklık sistemi hücrelerine bağlandığı ortaya çıktı.

BİLİM İNSANLARI İÇİN DE SÜRPRİZ OLDU

Hollanda’da bulunan Erasmus Üniversitesi Tıp Merkezi’nde virüs bilimi uzmanı olan Rik de Swart, “Kızamık virüsünün konağa nasıl girdiğine dair ders kitaplarında yazanlarla kıyaslandığında gerçekten büyük bir sürpriz oldu bu” diye konuştu.

Bu keşiften 10 yıl sonra, aralarında Swart’ın da bulunduğu bir uluslararası araştırmacılar grubu, bu bulgulara biraz daha yakından bakmaya karar verdi. Kızamık virüslerini yeşil floresan proteinle işaretleyen uzmanlar, makak maymunlarına verdikleri virüsün vücudun neresine gittiğini izledi.

Swart, “Sistemik olarak birçok hücreyi etkilediğini gördük” dedi.

“Bu virüs viremiye neden oluyor yani kana yayılıyor. Daha spesifik söylemek gerekirse, beyaz kan hücreleri enfekte oluyor ve virüsü tüm lenf dokularına (lenf bezleri, dalak, göğüste bulunan ve bağışıklık sisteminin bir parçası olan timus bezi) taşıyor” ifadelerini kullanan Swart, böylece kızamığın bir bağışıklık sistemi enfeksiyonu olduğunun kanıtlandığını vurguladı.

Vücudu fabrika ayarlarına sıfırlayan virüs Ve bu hiç iyi bir şey değil...

KIZAMIKLI HÜCRELER DİĞERLERİNİ ÖLDÜRÜYOR

Hollanda’da 2013’te patlak veren bir kızamık salgını, bu teoriyi test etmek için uygun bir fırsat oldu. Salgın dini sebeplerle aşılanmayı reddeden Ortodoks Protestanlar arasında ortaya çıktı ve 2600 kişiyi enfekte etti. Yıllar sonra bilim insanları bu hastalardan alınan kan örneklerini incelediklerinde ihtiyaçları olan kanıtı elde ettiler: Kanda kızamıkla enfekte olmuş hafıza T hücreleri bulundu.

Ama iş bununla da bitmedi. Ekip reseptör kızamığın belli bir tür bağışıklık hücresine yani hafıza T hücresine bağlandığını buldu. Bu hücrelerin işi, herhangi bir enfeksiyon sonrası onlarca yıl vücutta kalarak, hedeflemeye eğitildikleri özel patojenin peşinde koşmak. Yani kızamık virüsü, vücudun daha önce karşı karşıya kaldığı hastalıkları hatırlayabilen tek hücreleri enfekte ediyor.

Bundan sonra olanlar ise bilim insanlarını halen şaşırtıyor. O kadar ki bu duruma “kızamık paradoksu” adı veriliyor.

Ağustos ayında Hurriyet.com.tr’ye konuşan uzmanlar da aşılama konusunda uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Pınar Okyay, “Ölümcül ve son derece bulaşıcı bir virüs olan kızamık, bağışıklama boşluklarını affetmez. Askıya alınan bağışıklama faaliyetleri ve gecikmiş kampanyalardan kaynaklanan kızamık bağışıklığı boşlukları, kızamığın yeniden canlanmasının bir habercisidir” derken, Dr. Semra Akkuş Akman tehlikeyi “Pandeminin başlangıcında sağlık kuruluşlarından hastalık kapma korkusuyla yaşanılan aşılamadaki aksama, her geçen gün artan aşı karşıtlığı ile birleşince, dünyada aşıyla önlenebilir hastalıklara karşı savunmasız bırakılan çocuk sayısı arttı” sözleriyle özetledi.”Covid-19’a karşı aşılara olabilecek bir güven kaybı, genel aşı tereddüdünü tetikleyebilir ve çocukluk aşı kapsamına büyük zarar verebilir” yorumunu yapan Okyay, dünyadaki aşı reddi vakalarının son yıllarda tehlikeli boyutlara ulaşması üzerine DSÖ’nün 2019’da çözüme kavuşturmayı planladığı 10 küresel sağlık sorunun başında aşı karşıtlığına yer verdiğini söyledi. Akman ise “Aşılama ile önlenebilen bulaşıcı hastalıklar için, toplumda aşısız çocuk sayısının artışı, yıllardır nadiren gördüğümüz kızamık gibi hastalıklarla ilgili salgın yaşanmasına neden olabilir” diye konuştu.

KIZAMIK PARADOKSU

Swart bu paradoksu şöyle açıkladı: “Kızamık bağışıklık sistemini hem baskılıyor hem de tetikliyor.” Daha net ifade etmek gerekirse, kızamık bağışıklık hafızasını siliyor ama bu durumun bir istinası var. Kızamık geçirenlerin vücudunda kızamığa karşı güçlü bir bağışıklık tepkisi oluşuyor.

Kızamık enfeksiyonu oldukça kuvvetli bir bağışıklık tepkisi yaratıyor ve insanların büyük bir çoğunluğunda ömür boyu bağışıklık oluşuyor. Her ne kadar kimse nedenini bilmese de bunun bağışıklık amnezisinin başlatan şey olduğunu düşünülüyor.

Önce kızamık hafıza hücrelerini enfekte ediyor, ardından bağışıklık sistemi bir şekilde virüsün kendisini tanımlamayı öğreniyor. Kızamığa özel bağışıklık hücrelerinin üretimi başladıktan sonra, bu hücreler vücuda yayılıyor ve enfekte olmuş hafıza hücrelerini avlıyor. Yani kızamığı tanıyan hücrelerin, diğer hastalıkları tanıyan hücreleri sistematik olarak öldürdüğü bir durum ortaya çıkıyor. Virüs bizi kendi bağışıklık hafızamızı öldürmeye itiyor.

Nihayetinde ortada kızamık tüm diğer bağışıklık hücrelerini ortadan kaldırıyor. Diğer tüm patojenler unutuluyor ve kişinin bünyesi sadece kızamığa bağışıklık sağlamış halde kalıyor. Aslına bakılırsa bu kızamık virüsü açısından çok da mantıklı bir strateji değil zira bu durumda aynı vücuda bir daha girme şansı kalmıyor.

(Bilim insanları bağışıklık sisteminin sıfırlanmasının, otoimmün hastalıklar ve benzeri durumlarda faydalı olup olamayacağını da araştırdı. Ne yazık ki böyle bir tedavi yönteminin işe yaratacağına dair bir kanıt bulunamadı. Dahası Swart’ın işaret ettiği üzere, böyle bir tedavi geliştirilse bile sadece daha önce kızamık geçirmemiş ya da aşılanmamış kişilerde etkili olabilir.)

Vücudu fabrika ayarlarına sıfırlayan virüs Ve bu hiç iyi bir şey değil...

AYNI ŞEYİ HIV DE YAPIYOR AMA BİR FARKLA

Swart, “Benzer strateji kullanan bir diğer virüs de HIV” dedi ve ekledi:

“O da bağışıklık sistemindeki hücreleri enfekte ediyor ve bunun sonucunda bağışıklık sistemini çökertip etkisizleştiriyor. Ancak arada önemli bir fark var: HIV bunu yavaş ama ısrarlı, kronik bir biçimde yapıyor. O nedenle de çürüme çok uzun zamanlara yayılıyor.”

Ancak şu farkı HIV de bağışıklık sistemini harap etse kızamığın neden olduğu amnezi, insan enfeksiyonları bağlamında tek. Ancak Swart’a göre, köpeklerde ve yunuslarda da bazı virüsler benzer şekilde bağışıklığı baskılıyor. Bu virüslerin de aynı mekanizmayla çalışıyor olması mümkün.

TOPARLANMA SÜRECİ 3 YILI BULUYOR

Bağışıklık amnezisinin keşfedilmesinin ardından parçalar da yerine oturmaya başladı.

Bağışıklık sistemi hafıza hücrelerini kaybettikten sonra, bir zamanlar bildiği her şeyi yeniden öğrenmek gibi çok zahmetli bir sürece giriyor. 2015’te yapılan çok geniş kapsamlı bir araştırma, toparlanma sürecinin 3 yılı bulabileceğini gösterdi. Daha da ilginç olanı bebeklerin günlük hayatta karşılaştıkları patojenlere karşı bağışıklık kazanma süresinin de aşağı yukarı 3 yıl olması.

“Çocuklarda çok sayıda soğuk algınlığı ve mide-bağırsak hastalığı görülür. Bağışıklık sistemlerinin gelişmesi için epey zamana ihtiyaç duyarlar. Süre anlamında baktığımızda bu da aynı yoğunluk sırasında gibi” diyen Swart şöyle devam etti:

“Hasarı tamamen tamir edebilmek için muhtemelen tün bu enfeksiyonların yeniden geçirilmesi gerekiyor. Her enfeksiyon da bir kez daha hastalık riski anlamına geliyor.”

KIZAMIK GEÇİRENLERDE ÖLÜM RİSKİ ARTIYOR

Dolayısıyla kızamığın sadece hastalık riskini değil, ölüm riskini de artırması şaşırtıcı değil. Hatta çocuklarda diğer virüsler kaynaklı ölümlerle kızamık insidansı arasında çok güçlü bir bağlantı bulunuyor. 2015’te yapılan bir araştırmada İngiltere, Almanya ve Danimarka’da çocuk ölüm oranlarının arttığı zamanların, genellikle kızamığın yaygınlaştığı dönemlere denk geldiği ortaya çıktı.

Yani çocukları kızamığa karış aşıladığımızda, diğer hastalıklar karşısındaki dirençlerini de artırmış oluyoruz.

Bütün bunlar kızamığın, salgınlar ortadan kalktıktan uzun yıllar sonra bile kamu sağlığı üzerinde büyük etkileri olduğuna işaret ediyor.

KIZAMIĞIN HEMEN ARDINDAN COVID GELDİ

Yukarıda bahsettiğimiz Samoa örneğine geri dönersek… 2019’da başlayan salgının kaynağının çok uzun zaman önce yaşanmış travmatik ve fazlasıyla nadir bir olay olduğu düşünüldü. Söz konusu olayda, daha sonra yargılanıp hapse atılan iki hemşire, KKK aşılarının bir partisini yanlış karıştırmıştı. Bu olay nedeniyle ülkede aşılara dair ciddi bir korku oluştu ve bunun sonucunda 2018 itibarıyla nüfusun sadece yüzde 30’u aşılıydı. Yani virüs ülkeye ulaştığında kolayca yayılabilmesi için koşullar mükemmele yakındı. (Kızamık dünya üzerindeki en bulaşıcı virüslerden biri. R sayısı yani bir kişinin virüsü bulaştırabileceği ortalama kişi sayısı 12 ile 18 arasında değişiyor.) Yetkililer kızamık salgınını kontrol altına almayı başarmış olsa da virüsün etkileri devam edebilirdi.

Kızamığın adadan silinmesinin üzerinden henüz bir yıl bile geçmemişken, 27 Kasım 2020’de adadaki ilk Covid-19 vakası tespit edildi. Ama Covid-19, Samoa’da yayılma fırsatını bulamadı. Kapsamlı bir aşılama programı ve sokağa çıkma kısıtlamalarıyla virüs kontrol altına alındı. Ancak modellemelere bakılırsa, eğer hızlı hareket edilmeseydi, kızamığın etkileri dolayısıyla Samoa halkı Covid-19’dan çok daha fazla etkilenecekti. Hesaplamalara göre, kızamık kaynaklık bağışıklık amnezisi nedeniyle vaka sayılarının yüzde 8, ölümlerin ise yüzde 2 daha fazla olması söz konusuydu.

Diğer yandan bir başka modelleme çalışması, Covid-19 aşılarının ardından ortaya çıkabilecek yeni bir kızamık salgınının, Covid aşılarının etkisini de sileceğine ve koronavirüsün yeniden patlamasına yol açabileceğine işaret etti.

Grenada Üniversitesi’nde yapılan araştırmanın yürütücüsü, istatistik profesörü Miguel Muñoz, “Belki de kızamık virüsüyle enfekte oldunuz ve ‘Sorun değil, bunun benim Covid-19’a karşı korunmamla ilgisi yok’ dediniz. Ama belki de öyle değil çünkü kızamıkla enfekte olduğunuzda korumanız ortadan kaybolacak. Atık güvende olmayacaksınız” ifadelerini kullandı.

Vücudu fabrika ayarlarına sıfırlayan virüs Ve bu hiç iyi bir şey değil...

YENİDEN AŞILANMAK GEREKİR Mİ?

Bu durumda akla gelen bir soru daha var: Kızamık virüsüyle enfekte olanlar yeniden aşılanmalı mı?

Swart’a göre şu an buna dair standart bir uygulama yok ama yeniden aşılanmak kötü bir fikir de değil. “Bazı vakalarda bu gerekli olabilir. Ama programlar bazında bakıldığında, benim bildiğim kadarıyla böyle bir şey yapılmıyor” diyen Swart, uygulamada, insanları yeniden aşılamanın sadece bir azınlık için faydalı olabileceğini söyledi.

Swart, “Aşılama sadece kızamık aşısıyla değil tüm aşılarla tamamen aşılanmış insanlarda etkili olabilir. Bu da ihmal edilebilecek kadar çok küçük bir alt grup. Bence bu durumdaki herkese özel aşılama programları geliştirilmeli” dedi.

Kısacası diğer aşılar konusunda henüz kesin bir şey söylemek mümkün değil. Ancak on yıllarca geliştirdiğimiz çok kıymetli bağışıklıkları korumak için atabileceğimiz oldukça basit ve etkili bir adım var: Kızamığa karşı aşılanmak. Doğal yollarla kazandığımız bağışıklıkları da eklediğimizde, kendimizi tek bir aşıyla yüzlerce hastalığa karşı kolayca koruyabiliriz.

BBC Future’da yayımlanan “The race to understand ‘immune amnesia'” başlıklı yazıdan derlenmiştir.

Kaynak : https://www.hurriyet.com.tr/dunya/vucudu-fabrika-ayarlarina-sifirlayan-virus-ve-bu-hic-iyi-bir-sey-degil-41942051

#Vücudu #fabrika #ayarlarına #sıfırlayan #virüs #hiç #iyi #bir #şey #değil

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.